Ana Sayfa :: Forum :: Sohbet Topluluklar Şehirler Siyasi Partiler KAYIT İletişim / Reklam

Magazin Dünyası Haberler Fotoğraflar Videolar Sivil İcat / İsim Sözlük Sivil Sözlük Online Oyunlar Forum Oyunları

| Sivil Sözlük | Sivil İcat / İsim Sözlük | Son ziyaretinizden bu yana gelen mesajlar >>> |
SSS SSS Arama Arama Üye Listesi Üye Listesi Kullanıcı Grupları Kullanıcı Grupları Profil Profil Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın Kayıt Kayıt Giriş Giriş
Giriş
        
Geçerli Zaman: Mon May 21, 2012 11:42 am Cevaplanmayan mesajlar
Atatürkçü Düşünce Topluluğu
Yeni başlık gönderBaşlığa cevap gönder
Önceki başlık Sonraki başlık
Yazar Mesaj
Saltuk (-gizli-)
Kıdemsiz Üye (-)



Kayıt: 01 Nov 2007
Mesajlar: 25
Konum: Ankara
TarihTarih: Mon Nov 26, 2007 3:32 pm
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

Sayın Sami Baloğlu

"Sen, faşist hissiyatının esiri, tehlikeli, karanlık, antilaik, antidemokrat insan;
Sen, diktatör özlemiyle yanıp tutuşan şahıs,
Bırak peşimizi, düş yakamızdan
!"

Biçiminde kelimeler yazıyor. Merak ediyorum acaba bu kelimelerin MUHATABI kim? İsim de vermeden bu tehlikeli kelimeler yazılıyor ise buradaki yazı yazan kişilere karşı büyük hakaret ediliyor demektir. Yazılanlar çok ciddi ithamdır.

_________________
Acı da olsa bir gerçeği göğüslemek, tatlı düş içinde yaşamaktan iyidir.
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönder Başa dön
khaberdey (-gizli-)
Yüksek Kıdem Sahibi Üye (****)



Kayıt: 01 Mar 2006
Mesajlar: 1608
Konum: Cebelitarık
TarihTarih: Mon Nov 26, 2007 4:10 pm
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

bana yazmıştır. anormal bir durum yoktur...

_________________
çok varki bu hınç bende fikirdir,fikirse hınç
genç adam al silahı,iman tılsımlı kılınç
işte bütün meselem,her meselenin başı
ben bir genç arıyorum,gençlikte köprübaşı
Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderMSN Messenger Başa dön
Sami Baloğlu (-gizli-)
Rütbeli Üye (***)



Kayıt: 01 Mar 2006
Mesajlar: 1115
Konum: Turkiye
TarihTarih: Mon Nov 26, 2007 4:32 pm
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

Değerli Khaberdey gerekli ve yeterli bir açıklama yapmış. :shock:
Teşekkür ediyor, gönülden bir selam yolluyorum.

_________________
Hey Hayat!
Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönder Başa dön
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)



Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
TarihTarih: Tue Nov 27, 2007 12:49 am
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

Saltuk yazmış:
Sevgili ASA;

Yeni veya eski tüm yazıları takip ediyorum. Konu başlığıyla hiç alakasız konularda fikirler yazılmış. Hiçte şık bulmuyorum. Buradaki konu da "Atatürkçü Düşünce Topluluğu" ancak, yazılan görüşleri baştan sona kontrol etdin lütfen. Başlıkla alakasını yakalayabilecek misiniz?

Atatürk neyi, ne zaman ve nasıl düşünmüş idi. Bu gün yaşasaydı falan falan konu veya olaylar karşısında nasıl düşünür ne yapardı biçiminde O' nu anlamaya çalışacağımıza alaka-yı maydanoz sohbetlerle zaman kaybediyoruz.

Atatürk' ün vecizeleri üzerinde konuşalım. Onu tanıyalım. Düşüncelerini anlamaya, anlatmaya çalışalım. Zaten burada açılan konunun amacı da bu değil mi? Yoksa ben mi yanlış alğıladım.




ATATÜRKÇÜ düşünce ,saldırgan empeyalistlere karşı verilen Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı sonucunda doğmuştur. Gerçek hedefi ise,toplum ve devlet yapısı pozitif bilime dayalı çoğulcu, özgürlükçü demokrasi anlayışıdır.ATATÜRKÇÜ düşünce ve Kemalizm ,herşeyden önce tanrısal kökenli "monarşik iktidara" karşı, halk egemenliğini ,demokrasiyi temsil eder ve savunur.
Oysa şu an ülkenin hali hiçte içacı deildir ve 21. asıra uymayan gerici düşünceler sergilenmekte...Yaşam standartımız gün güne düşüyor.. Evet haklı olabilirsin Saltuk. Tabikide bunları tartışmak gerek . Ancak forumda bu bölüm nedense pek rağbet görmüyor. Doğrudur alaka-yı maydanoz sohbetlerle(sana ait bir deyim!:) zaman kaybediyor olabiliriz .Ama ne yaparsınki, bazen konuyu dağıtarak dikkat çekmek gerekiyor. Basın-yayın kuruluşlarının bile reyting uğruna zaman zaman saçmaladıkları olmuyormu? arrow: Burasıda eğlenceyle karışık tartışma forumu. Ancak profosonel tartışmalara da açığızdır Konuyla ilgili düşüncelerini belirtirsen tabiki de sevinir , bizde nacizane kendi düşüncelerimizi belirtiriz... (eleştiriler maksadını aşmadığı ,eğitici ve yapıcı olduğu sürece tabiki önemlidir.Dikkate alıyor tekrardan tşk. ediyoruz)
!Bu arada birde hatırlatma yapmak isterim. Aslında daha önceden de açmış olduğumuz "ATATÜRKÇÜ düşünce "bölümümüzde daha içerikli yorumlar ve konu ile ilgili tartışmalarımız vardı ama teknik arıza nedeniyle silindi. )

_________________
Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..


"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."

Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderE-posta gönderYazarın web sitesini ziyaret et Başa dön
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)



Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
TarihTarih: Mon Dec 24, 2007 8:27 pm
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

Tarih Baba Bize Sormaz mı?

Kurban bayramının dördüncü günü ile Mustafa Fehmi Kubilay’ın Menemen’de şehit edilişinin 77. yıldönümü aynı güne rastladı.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay’ın, Menemen’de, iki kahraman bekçi ile birlikte, gözleri dönmüş yobazlar tarafından boğazı kesilerek, şehit edilişinin 77. yıldönümünde ve de “Kurban bayramında” anlamlı bir mesaj yayınladı.

Mesajın içeriğinden anlıyoruzki; TSK’nın irtica konusundaki görüşleri değişmemiştir.

Ama bugün ülkemiz irticai açıdan bakıldığında 1930’ların Menemen’i görüntüsünü sergilemektedir:

Eğitimde birlik bozulmuş; sayısız kuran kursu açılmış, orta öğretim imamhatipleştirilmiş ve üniversitelerimiz adım adım medreseleştirilmektedir.

Mustafa Kemal’in bağımsızlık savaşı vererek oturduğu Çankaya’da dahil olmak olmak üzere tüm devlet kurumları, dış destekli tarikatlar tarafından ele geçirilmiştir.

Ulusal güvenliğimizin garantisi, ekonomimizin bel kemiği ve Cumhuriyetimizin birer kazanımı olan kamu iktisadi kuruluşlarımız özelleştirme adı altında birer birer elden çıkarılmaktadır. Yatırım ve üretim azalmış, işsizlik artmış, gelir dağılımı bozulmuş ve toplum süratle tüketime alıştırılmaktadır. Küresel kapitalizmin denetiminde olan ekonomimiz bıçak sırtındadır.

Cumhuriyet’ten buyana uygulanan, ulusal dış politikalar terkedilmiştir; Irak, Kıbrıs, Ege, Ermeni ve Azınlıklar gibi konularda mahcup davranılmakta, ulusal ve tarihsel haklarımız savunulmamaktadır. Özellikle Irak konusunda kırmızı çizgilerden vaz geçilmiş olup, kürt devletinin kurulmasına göz yumulmaktadır. Hatta ne hazindir ki Irak’ın kuzeyinde kurulan bu kürt devletinin alt yapı hizmetleri bize yaptırtılmaktadır. Ülke yönetiminin zirvesindekiler dış ilişkilerinde aşiret reisi gibi davranmakta, gizli anlaşmalar yaparak dış destek sağlamaktadırlar. Öte yandan ABD ve AB tarafından yapılan aşağılamalar halkımıza bir başarı gibi parzarlanmaktadır.

İçeride devletin laik sosyal ve hukuk devleti gibi karakterlerini sulandırmak, dışarıya karşı bağımsızlık beni karakterimdir diyen kemalizmi yok etmek için, küresel gücün direktifleri ile kabul edilecek olan yeni anayasa önemli bir rejim değişikliğinin gereği olarak hazırlanmaktadır.

Bu gün içerisinde bulunduğumuz durum, günahı ve sevabıyla 12 Eylül askeri rejiminin eseridir.

Ulusumuz yakın tarihimizi dikkatle takip etmektedir. 1980’den sonra tek kutuplu hale gelen ve kayganlaşan dünyada ayakta kalabilmek için bu ülkenin tüm kurumlarına çok önemli görevler düşmektedir.
Bu görevler çok önemli ve zordur. Çünkü tarihde mazlum uluslara örnek bir bağımsızlık savaşı vermişiz. Mustafa Kemal gibi bir deha yetiştirmişiz.
O’na layik olmamız gerekir.
Tarih baba bize sormaz mı?
Hani sizde o liyakat?
İsmail Aslan


En son AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik) tarafından Tue Jan 08, 2008 12:51 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi

_________________
Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..


"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."

Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderE-posta gönderYazarın web sitesini ziyaret et Başa dön
*Deryadeniz (-gizli-)
Kıdemli Üye (**)



Kayıt: 30 Jan 2007
Mesajlar: 858
TarihTarih: Tue Dec 25, 2007 3:09 am
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

Kubilay'a Layık Olmak...

24 12 2007 Atatürk iki büyük tarihsel olayı bir ömre sığdırmış kişidir.
Bunlardan birincisi Milli Kurtuluş Savaşımızdır.
Ümmete ve fetih siyasetine dayalı bir çağdışı imparatorluktan, millet bilincine kavuşan bir ulusal cumhuriyete geçilmesi savaş koşullarında olanak kazanmıştır.
İkinci büyük tarihsel olay, laik Cumhuriyetle hayata geçirilen Aydınlanma devrimidir.
Batı'da üç yüzyıl sürdürülen acımasız kavgalar, çatışmalar, savaşlar sonucunda elde edilen 'laik ulusal devlet modeli' ne karşı toplumda direnişler elbette olacaktı.
Kubilay olayı bunlardan biridir.
Bugün bile (aradan yaklaşık seksen yıl geçmesine karşın) yabancı odaklardan destekli dinci-İslamcı siyasal akımların ve kanlı gerici saldırıların yaşandığı bir ülke olmaktan kurtulabilmiş değiliz.
İktidardaki partinin, hükümetin ve Çankaya'nın takıyyeci olduğu iddiası ciddi kaygılar yaratmaktadır.
Kaygıları besleyen kanıtlar dünden bugüne uzanıyor ve yoğunlaşıyor.


**
Osmanlıcada 'kutb' sözcüğünün çeşitli anlamları vardır. "Kutb-ül aktab" kutupların kutbu demektir; Allah adına yeryüzünde görevlendirilmiş kişiyi vurgular.
Kubilay'ı katleden Nakşibendi tarikatı mensuplarından Derviş Mehmet ile İbrahim Hoca 'nın yanı sıra tutuklanan Esat Efendi 'Nakşi Kutb-ül aktabı' idi.
Katiller, teşvikçileri ve önderleri o zamanın koşullarına göre ağır biçimde cezalandırıldılar.
Ancak Nakşibendi tarikatının siyasal iddiası ve devleti ele geçirme yolundaki örgütlenmesi tasfiye edilemedi, bugüne dek süregeldi.
**
Nakşibendi siyasasının kilometre taşları Derviş Vahdeti-Şeyh Sait-Said-i Nursi-Şeyh Mehmet Zahid-Fethullah Gülen olarak somutlaşıyor.
Bu zincirin kimi halkaları barışçı bir havaya bürünseler de amaç birdir; adı da konmuştur:
Dinci-İslamcı Devlet Modeli!..
Uygulamayı uzun vadeye yaymak, devlet kurumlarını ele geçirmek, eğitim-öğretim yoluyla genç kuşakları kazanmak, sermayeyi dincileştirmek, aşağıdan yukarıya doğru yürütülen stratejiyle politikaya demokratik bir görüntü vermek tasarımı, dıştan aşılanan vadeli ustalığı vurguluyor.
Amerika'nın uygulanan modeldeki işlevi de Ortadoğu'yu kapsayan daha geniş bir tasarımla bütünleşmektedir.
**
Kubilay olayı yöntem bakımından ilkeldi, hesapsız kitapsızdı, taktik ve strateji açısından akılsızlığı vurguluyordu.
Bugün her şey değişmiştir.
İslam coğrafyasında tek laik Cumhuriyet iki dünya arasında sıkışmış ve kuşatılmış gibidir.
Türkiye'nin çağdaşlığı ne İslam dünyasında hoşgörülüyor, ne de Amerika ve Avrupa tek laik Müslüman ülkeye uygarlığın gereklerine uygun bir yaklaşım içine girebiliyor.
Bu durumda kendi kendimizden başka dayanabileceğimiz bir güç ufukta görülmüyor.
Eğer Atatürk'ün Aydınlanma devrimini koruyamazsak, tarih karşısında Kubilay'ın ve Kubilayların özverilerine layık olmadığımız kanıtlanacaktır

_________________
ÖLENLER DÖVÜŞEREK ÖLDÜLER
GÜNEŞE GÖMÜLDÜLER
VAKTİMİZ YOK ONLARIN MATEMİNİ TUTUMAYA
AKIN VAR AKIN
GÜNEŞE AKIN
GÜNEŞİ ZAPT EDECEGİZ
GÜNEŞİN ZAPTİ YAKIN....


Net Ajans - Web Tasarım - Forum - Güneş Enerjisi - Net Pazarlama
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönder Başa dön
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)



Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
TarihTarih: Tue Jan 08, 2008 12:54 pm
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

Misak-ı Milli sınırları içerisinde birlik olmak zamanı



_________________
Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..


"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."

Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderE-posta gönderYazarın web sitesini ziyaret et Başa dön
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)



Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
TarihTarih: Fri Jan 11, 2008 10:02 am
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

Şimdi sıra Atatürk'e mi geldi ? :!:


Şimdi sıra Atatürk'e mi geldi ?AK Parti Hükümeti'inin Atatürk'ün sigarasına getirdiği "sansür" polemik konusu oldu...
Yukarıdaki fotoğraf Atatürk'ün çok bilinen fotoğraflarından biri. Parmaklarının arasındaki sigara, Kültür Bakanlığı'nın hazırladığı Atatürk albümüne, bilgisayar teknikleriyle silinmiş olarak yansıdı.


11 Ocak 2008 08:32 Sartre’dan Che Guevara’ya kadar pek çok ünlü sigara yasağından nasibini aldı. Fotoğraflar değiştirildi, sigaralar silindi. Türkiye’de ise bu konuda Atatürk tartışması başladı .


Peki Atatürk'ün sigarası silinmeli mi?

Sigara yasağı ilk Red Kit’e uygulandı. Red Kit, ağzında yarım yamalak bir şekilde duran, tek eliyle sarıp, yine aynı eli ile yaktığı sigarasıyla meşhur bir karakterdi. Fakat daha sonra çocuklara kötü örnek olduğu için sigarayı bıraktı. Saman çöpü ile alışkanlığından kurtuldu. Artık onun demirbaşı, ağzındaki sigara değil saman çöpüydü...

Tarihin en önemli aydınlarından sayılan filozof Jean Paul Sartre’ın, 100’üncü doğum yılı nedeniyle hazırlanan posterlerdeki fotoğraflara müdahale edilmiş ve Sartre’ın parmaklarının arasından düşürmediği sigarası yok edilmişti. Le Figaro, sigara yasağını işlediği sayfalarında Che Guevara’nın meşhur Havana Purosunun yerine sarı bir çiçek yerleştirdi...

Türkiye’de ise sigara yasağı tartışılırken, Atatürk’ün sigara içtiği görüntülerinin yer aldığı belgesel filmlerle ilgili uygulamanın ne olacağı gündeme geldi. Bu, ‘tarihe müdahale etme’ tartışmalarını da beraberinde getirdi. Sağlık Komisyonu Başkanı Cevdet Erdöl, açıklama yaptı. Erdöl, belgeseller ve dokümanter filmlerin televizyonda yayımlanmasında, bu yasağın uygulanmayacağını ancak konunun yönetmelikle düzenleneceğini söyledi. Peki fotoğraflardan sigaranın silinmesi tarihe müdahale sayılır mı?

İşte bazı görüşler...

*“Tarihe müdahaledir”

Atatürk’ün elinden sigarayı silmek bence tarihe müdahaledir. Şapka devrimini yaptığımızda fotoğraflardan fesi silmediğimiz gibi, sigara yasağı uygulandığı zaman da Atatürk’ün elinden sigarayı silmemeliyiz. “Atatürk sigara içmiyordu” diyebilir miyiz? Hayır. Tabii ki çocukları özendirmemek lazım. Ama çocukların da Atatürk’ü gördüğünde oradan sigarayı örnek alacaklarını düşünmek anlamsız bir şey.
Onur Öymen

*“Bu kadarı ayıp”
Çıkan kanunu abartılı buluyorum. Ancak daha da kötüsü, Atatürk’ün fotoğraflarından sigarasını silmek. Bu yola başvurmayı ayıp görüyorum. Atatürk sigara içse ne olur, içmese ne olur? Atatürk sigara içiyor diye gençler de içecek değil. Bir yasayla uğraşırken daha ciddi olmak gerektiğini düşünüyorum. Bir kere tarihi anlatan bu fotoğraflarla bu şekilde oynamanın çok ciddi bir suç olduğu kanaatindeyim.
Prof. Dr. Toktamış Ateş

*“Aslı nasılsa öyle...”
Bu, kesinlikle tarihe müdahaledir. Atatürk’ün o sırada yaptığı şeyi yapmıyormuş gibi göstermektir. Ayrıca Atatürk’ün bütün fotoğrafları sigaralı değil ki. Ya sigaralı olanları kullanmayacaksın ya da kullanıyorsan fotoğrafın aslı nasılsa öyle kullanacaksın. Bu tür konulara girmek, bizim toplumumuzdaki şaşkın ortamı yansıtıyor. Asıl konulara giremeyenler bu ayrıntılarla uğraşıyorlar maalesef.
Orhan Koloğlu / Tarihçi

_________________
Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..


"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."

Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderE-posta gönderYazarın web sitesini ziyaret et Başa dön
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)



Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
TarihTarih: Thu Jan 24, 2008 1:45 am
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder



(24 ocak1993 ') haince katledilen UĞUR MUMCU 'yu ölüm yıldönümünde saygı ile anıyoruz...
Uğur Mumcu her şeyden önce Atatürkçü’ydü. Atatürk onun için sadece Ulusal Önder değildi. Aynı zamanda çağımıza ışık tutan, emperyalizmi yıkacak yolu gösteren bir devrimciydi. Tüm mazlum ulusların önderiydi.

Hepimiz bir Uğur Mumcu, bir Ahmet Taner Kışlalı olabiliriz.
Onlar.....
Demokrattılar, barıştan, bilimden yanaydılar,
Talana, vurguna karşıydılar,
Gerçek yurtseverdiler,
Terörün her türlüsüne, bölücülüğe, gericiliğe karşıydılar,
Din tüccarlarına karşıydılar,
Atatürkçü düşüncenin gerçek savunucuları idiler,
Laiklikten ve hukukun üstünlüğünden yanaydılar,
Ulusal bütünlükten yanaydılar,
Bölücü ve dinci terörün üzerine, korkusuzca gidiyorlardı,
Namuslu gazetecilik yaparak halkın gerçekleri öğrenmesini sağlıyorlar, kalemlerini satmıyorlardı.
Emperyalizmin ve işbirlikçilerinin, Türkiye üzerindeki hain emellerini açıklıyorlardı.

SUSTURUYOR BOMBA!
Türkiye'm aydınlanmalı
Karanlıkta hiç birşey kalmamalı diyor
Yılmadan olayların üzerine gidiyordu
Kontgerilla -Mossat-CIA içiçe
Birileri dur demeliydi bu gidişe
Öyle ya ! Korkunun ecele faydası yoktu
O'da çok iyi biliyor hep
"Öldürecekler beni" diyordu
"Araştırdım: Kanlı tuzaklar kuruluyor
Kürt halkı Türk halkına düşman ediliyor
Belgelerim var açıklayacağım "dedi
Ve on altı gün sonra da öldürüldü
Ankara'nın soğuk bir pazar sabahıydı
Uğur'umuzun bedeni Karlı Sokak'a savruldu
Devlet suskun !
Ülke şaşkın ağlıyor
Halk "Uğurlar ölmez" diyor bağırıyordu
Biliyormusun değerli gazetecim
Kışlalı'nın ,Hablemitoğlu'nunda aynı oldu sonları
Birileri sırayla susturdu oları
İçimiz sızlıyor ne olur affedin bizleri
Sizleri yok edenlerin hala bulunamadı izleri !!!

6.1.2007/ asa

_________________
Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..


"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."

Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderE-posta gönderYazarın web sitesini ziyaret et Başa dön
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)



Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
TarihTarih: Thu Jan 24, 2008 1:47 am
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

Vurulduk ey halkım, Unutma Bizi
Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık,
Babamız sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken
bizler bir mumun ışığında bitirdik kitaplarımızı
kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini,
yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.
Ecelsiz öldürüldük
Dövüldük, vurulduk, asıldık...
Vurulduk ey halkım, unutma bizi
Yoksullugun bükemedigi bileklerimize, çelik kelepçeler takıldı.
İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez,
İsteseydik, diplomalarımızı mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık.
Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık.
Yazlık kışlık katlarimiz, arabalarımız olurdu.
Yüreğimiz işçiyle birlikte attı, köylüyle birlikte attı.
Yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi verdik topluma.
Bizleri yok etmek istediler hep.

Öldürüldük ey halkım, unutma bizi.
Fidan gibi genç kızlardık; hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı göz bebeklerimizden.
Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında iskencecilerin acimasiz ellerine terkedildik.
Direndik küçücük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla.
Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi,
taptaze inançlarimizi fırlattık boş birer eldiven gibi.
Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden.
Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi.
Ölümcül hastaydık.
Bağırsaklarımız düğümlenmişti.
Hipokrat yemini etmis doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acımaksızın. Gelinliklerimizin
ütüsü bozulmamıştı daha.
Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı gibi savrulduk.
Vicdan sustu.
Hukuk sustu.
İnsanlık sustu.
Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi.

Kanserdik; ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde.
Uydurma davalarla kapattılar hücrelere.
Hastaydık.
Yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki.
Bir buçuk yaşındaki kızlarımızı öksüz bırakmazdık.
Önce kolumuzu, omuz başından keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık attik
önlerine.
Sonra da otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.

Öldürüldük ey halkım, unutma bizi.

Giresun'daki yoksul köylüler, sizin için öldük.
Ege'deki tütün işçileri, sizin için öldük.
Doğu'daki topraksız köylüler, sizin için öldük.
İstanbul'daki, Ankara'daki işçiler, sizin için öldük.
Adana'da, paramparça elleriyle, ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük.
Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi.
Bağımsızlık, Mustafa Kemal'den armağandı bize.
Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara.
Mezar taşlarımıza basa basa, devleri yönetenler gizli emellerle,
başlarımızı ezmek
kanlarımızı emmek istediler.
Amerikan üsleri kaldırılsın dedik, sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.
Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi.
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk, komünist dediler.
Ülkemiz bağımsız değil dedik, kelepçeyle geldiler üstümüze.
Kurtuluş Savaşı'nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız
bayrağımızı daha da dik tutabilmekti çabamız.
Bir kez dinlemediler bizi.
Bir kez anlamak istemediler.

Vurulduk ey halkım, unutma bizi.

Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık.
Bir kadın eline değmemişti ellerimiz.
Bir sevgiliden mektup bile almamıştık daha
Bir gece sabaha karşı, pranga vurulmus ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına.
Herkes tanıktır ki korkmadık. İçimiz titremedi hiç.
Mezar toprağı gibi taptaze,
mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere.

Asıldık ey halkım, unutma bizi.

Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar,
ağabeyimiz, babamız yaşındaydılar.
Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı, ya da susmuşlardı bütün olan bitenlere.

ÖFKELERİNİ BİR GÜN BİLE KARŞISINDAKİLERE
BAĞIRMAMIŞ İNSANLARIN GÖZLERİ ÖNÜNDE ÖLDÜRÜLDÜK.

Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına.
Batı uygarlığı adına, bizleri bir şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldürüldük ey halkım, unutma bizi.
Bir gün mezarlarımızda güller açacak
ey halkım, unutma bizi.
Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak
ey halkim unutma bizi.
Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz
simdi hep birlikteyiz
ey halkım, unutma bizi.
UĞUR MUMCU

_________________
Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..


"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."

Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderE-posta gönderYazarın web sitesini ziyaret et Başa dön
*Deryadeniz (-gizli-)
Kıdemli Üye (**)



Kayıt: 30 Jan 2007
Mesajlar: 858
TarihTarih: Thu Jan 24, 2008 3:46 am
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

SAYGIYLA ANIYORUZ

Yitirdiğimiz Aydınlarımız - Uğurlar Olsun!


_________________
ÖLENLER DÖVÜŞEREK ÖLDÜLER
GÜNEŞE GÖMÜLDÜLER
VAKTİMİZ YOK ONLARIN MATEMİNİ TUTUMAYA
AKIN VAR AKIN
GÜNEŞE AKIN
GÜNEŞİ ZAPT EDECEGİZ
GÜNEŞİN ZAPTİ YAKIN....


Net Ajans - Web Tasarım - Forum - Güneş Enerjisi - Net Pazarlama
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönder Başa dön
*Deryadeniz (-gizli-)
Kıdemli Üye (**)



Kayıt: 30 Jan 2007
Mesajlar: 858
TarihTarih: Thu Jan 24, 2008 6:32 pm
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder



O Eski Türkü...) Uğur Mumcu Diyor Ki:

Sen ülkeni okyanus ötesi devletlerin öncü karakolu yapıp, sınırlarını Amerikan üsleriyle donat; sen ülke ekonomisini, uluslararası tekellerin ahtapot kollarına teslim et; sen kardeşi kardeşe vurdurtmak için gizli çeteler kur; sonra kalk, utanmadan ve sıkılmadan "Ata’m izindeyiz; Cumhuriyet'i koruyoruz" diye siyaset dolandırıcılığı yap!..

"Elsiz ayaksız bir yeşil yılan
Yaptıklarını yıkıyorlar Mustafa Kemal
Hani bir vakitler Kubilay’ı kestiler
Sen buyurdun kesenleri astılar
Sen uyudun asılanlar dirildi
Mustafa’m, Mustafa Kemal’im...."

Cumhuriyet’in temelini elsiz ayaksız yeşil yılanlar kemiriyor; devletimiz NATO generallerinin emrinde, ülkemiz IMF’lerin ipoteğinde!.. Uyan Gazi Kemal uyan!..

Devletin devlete, insanın insana kulluğunu yok etmek için uyan, uyan Gazi Kemal!.."
Uğur MUMCU-1979-Cumhuriyet ...

_________________
ÖLENLER DÖVÜŞEREK ÖLDÜLER
GÜNEŞE GÖMÜLDÜLER
VAKTİMİZ YOK ONLARIN MATEMİNİ TUTUMAYA
AKIN VAR AKIN
GÜNEŞE AKIN
GÜNEŞİ ZAPT EDECEGİZ
GÜNEŞİN ZAPTİ YAKIN....


Net Ajans - Web Tasarım - Forum - Güneş Enerjisi - Net Pazarlama
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönder Başa dön
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)



Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
TarihTarih: Wed Jan 30, 2008 1:18 pm
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

'Burası Kasımpaşa Cumhuriyeti değil !!!

İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmiooğlu'ndan zehir zemberek sözler

Türkiye Cumhuriyeti' diyen İnönü Üniversitesi rektörü, TBMM'nin en büyük irade olduğunu kabul etmediğini söyledi.

NTV'ye konuşan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmiooğlu, Başbakan Erdoğan'ı yönelik ağır sözlerle eleştirdi. Son günlerde gündeme gelen başörtüsüne özgürlük çalışmalarına tepki gösteren rektör Hilmioğlu, üniversitelerde başörtüsü probleminin olmadığını, öğrencilerin güzel güzel kapı önlerinde başını açarak derse girdiklerini ve mağdur olmadıklarını iddia etti.

Erdoğan için 'burası Kasımpaşa Cumhuriyeti değil; Türkiye Cumhuriyeti' diyen rektör, TBMM'nin en büyük irade olduğunu kabul etmediğini söyledi.

Rektörün emriyle toplanan İnönü Üniversitesi Senatosu, bugün İnönü Üniversitesinin internet sitesinde başörtüsü tartışmalarıyla alakalı sert bir bildiri yayınladı. Bildirire 'türbanın serbest bırakılması, öğrencilerden başlayarak bütün üniversite personeli arasında geçmişte olduğu gibi derin ayrışma ve kutuplaşmalara, dini ve siyasi konularda farklı düşünenler arasında çatışmalara yol açacaktır' ifadesi yer aldı. Senatonun iddiasına göre başörtüsüne özgürlük, üniversitelerden başlayarak toplumdaki barış ve huzuru bozacaktır. Yine iddiaya gör başörtüsüne özgürlük, üniversite öğrencilerinden başlayarak zaman içerisinde orta ve ilk öğretim öğrencilerini ve hatta tüm kamu çalışanlarını da kapsayacağı şimdiden ifade edilen türban serbestliğinin, masum bir özgürlük talebinin ötesinde rejimi değiştirmeye yönelik bir tehdidi...

Rektör Hilmioğlu, katıldığı canlı yayında, Anayasa Profesörü Ergun Özbudun için de eleştirilerde bulundu.

*****



!!!
Cumhuriyetin temel kuralları hızla değiştiriliyor !
Vatandaş hülyalı bakışlarla izliyor !
Konuşan aydınlar susturuluyor !
Demokrasiden verdiği güç ile yine demokrasi yokediliyor..
ATAM sen rahat uyu...
Yine yıkarız kurulan barikatları...
Aydınlığı bırakıp yarasa gibi karanlıkta yaşayamayız !

_________________
Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..


"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."

Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderE-posta gönderYazarın web sitesini ziyaret et Başa dön
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)



Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
TarihTarih: Wed Jan 30, 2008 1:56 pm
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ

Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden, mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr u zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asîl kanda, mevcuttur!


Mustafa Kemal ATATÜRK



_________________
Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..


"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."

Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderE-posta gönderYazarın web sitesini ziyaret et Başa dön
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)



Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
TarihTarih: Fri Feb 01, 2008 4:26 pm
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

Lozan'da Batı'ya Boyun Eğdiren Atatürk..

Lozan Antlaşması, Norbert von Bischoff'un belirttiği gibi "Türk silahlarının kazandığı zaferi, uluslararası hukukun kütüğüne geçirmesidir". Türkiye artık Osmanlı İmparatorluğu değildi ve elde edilen başarı Mustafa Kemal'in dinamizmiyle, yurt ve tarih bilinciyle, Türk halkının yurt savunmasındaki kahramanlığı, özverisi, inancı ve başa çıkılamaz iradesiyle kazanılmış bir mucizenin adıdır.

Dönemin İngiltere Başbakanı Asquith, parlamentoda 9 Kasım 1914 günü "Osmanlı devleti kılıcını çekmiştir, kılıçla yok edilecektir" derken Osmanlıların kılıç ve silahla anayurtlarından atılacaklarını, artık sıranın Anadolu'dan ve de haritadan silinmelerine geldiğini işaret eder gibiydi. Lozan'ı iyi anlayabilmek için Sevr'le karşılaştırmak gerekir. Sevr yenilmiş, mahcup ve yılgın bir imparatorluğun temsilcilerine dayatılan, Anadolu'nun işgalini öngören ve Anadolu'da ısmarlama bir Ermenistan ve Kürdistan yaratmak isteyen bir projenin adı iken Lozan, Curzon 'un kendi ifadesiyle "Şimdiye kadar biz kendi barış antlaşmalarımızı yenilmiş tarafa dikte ederdik, şimdi ise düşmanla (Türkiye) pazarlık ediyoruz, duyulmamış bir durum" du. Mustafa Kemal, kazandığı 30 Ağustos 1922'deki büyük zaferle sadece Yunanlıları Anadolu'dan atmadı, topraklarında güneş batmayan İngiliz imparatorluğunun belkemiğini oluşturan Yakındoğu politikalarının da iflas ettiğini bütün dünyaya gösterdi.
Karakteri özgürlük ve bağımsızlık olan Mustafa Kemal'in önderliğindeki Türkler, savaş kaybetmekle devletlerin ve ulusların haritadan silinemeyeceği gerçeğini Asquith'e öğretmiş oldular.

Lozan, Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan devletlerden birinin galiplerle eşit koşullar içinde ve kendi koşullarını benimseterek imzaladığı tek anlaşma olarak tarihteki onurlu yerini almıştır. Lozan, Anadolu'da Türk Aydınlanması'nın da yolunu açan bir barış antlaşmasıdır. Cumhuriyet tarihimizde Türk diplomasisi Lozan ile başlar denilebilir. Ancak Lozan'da görüşmeler çetin ve ateşli geçti. Çünkü masada tartışılan sorunlar sadece son 3-4 yılın değil yüzyılların sorunuydu. Bu çetin işlerin hakkından da kan dökerek elde edilmiş vatan için pazarlık yapmanın ne demek olduğunu en iyi bilen İsmet Paşa gelebilirdi. Nitekim Lozan'da tarih İsmet Paşa'yı bir kahraman olarak kaydeder. İsmet Paşa bir asker olarak nasıl savaşılacağını iyi bilmesine karşın Avrupa diplomasisinin kurnaz ve sinsi siyaset adamlarıyla nasıl baş edilebileceğini bilmiyordu. Bildiği bir şey, Mustafa Kemal'in kendisine tam desteği ve güveniydi. Mustafa Kemal giderken ona Türkiye'nin ulusal hedeflerini belirten 3 sayfalık ve 14 maddelik bir talimat verdi. Hiçbir kısıtlanma olmaksızın Türkiye bağımsız ve egemen bir devlet olarak tanınacak, her türlü kapitülasyonlar kabul edilmeyerek müzakere bile edilmeyecekti. Müttefikler için ise kapitülasyonları korumak, hatta geliştirmek çok önemliydi.
Onlar barıştan çok, çıkarlarının hesabı içindeydiler. Onlara göre Türkler "diplomasinin kaygan alanlarında bu bilince sahip değil ve uzun süre direnemezler" di. Curzon, İsmet Paşa'yı "en yüksek fiyatı koparmak için pazarlık yapan, sonunda verilen fiyata razı olan halı satıcısı" gibi görmekteydi. Kısa zamanda yanıldığını anladı, ne acıdır ki zamanımızda bazı devlet başkanları kimi siyasetçilerimizi Dubai'de veya Washington'da "at pazarlığı yapan tüccarlar" olarak tanımlama cüretini gösteriyordu. İsmet Paşa'da Curzon'un nedenini bir türlü anlayamadığı, Doğulularda böyle şey olmaz dedirten özellik, "ilkelerini her şeyin üstünde tutan vatansever bir anlayışla, yurdunun çıkarlarını savunma direnci ve inancı" ydı.

Curzon başta olmak üzere İsmet Paşa'nın rakipleri, yenilmiş bir devlete tasfiye koşullarını dikte ettirmeye gelmişlerdi ve karşılarında o yenik imparatorluğun sinmiş bir paşasını bulacaklarını sanıyorlardı. O ise Lozan'a Mondros'tan değil Mudanya'dan geldiğinin bilinci içindeydi. Bütün olasılıklara hazır olma ve her koşulda en iyi kararı verebilme özelliğini İsmet Paşa Lozan'da da göstermiştir. Tartışmaların kapitülasyonlar sorununda kilitlendiği ilk dönemde, durumu soran gazetecilere "Hangi imtiyazlar? Bunları onlara kim vermiş? Nasıl vermiş? Hangi koşullar altında verilmiş? Bilmiyorum ki imza edeyim... Bunları bana gösteriniz, tetkik edeyim dedim... Hayır, şimdiden, görmeden, bilmeden ve anlamadan imza ediniz, dediler... Tabii reddettim" şeklinde cevaplandırıyordu. "Ben bugüne kadar arkasında ne olduğunu bilmediğim kapıyı açmadım" sözleri, ne kadar dikkatli, itinalı ve ince ayrıntılara özen gösteren bir anlayışla barış görüşmelerini devam ettirdiğinin işaretidir.

Kendilerini dünyanın egemenleri sananlar, karşılarında "alttan almayan, kafa tutan ve özgüveni tam" bir Türk devlet adamını gördüklerinde şaşkına dönmüşlerdi. Bu direnci ve özgüveni İsmet Paşa'ya veren ve "Amaca ulaşmak için izleyeceğimiz yolu, duygularımızla değil aklımızla çizmeliyiz... Sağlam sınırlarla çevrili, uygar, özgür ve bağımsız bir ulus yaratacağız... Türkler artık kendilerini ezdirmeyecektir... (ezilen diğer uluslara) Türklerin yapacaklarını örnek alın, dünya o zaman daha iyi olacaktır" diyen Ankara'da bir Mustafa Kemal vardı. İsmet Paşa'nın bağımsızlık, ulusal egemenlik ve kapitülasyonlar konusunda ödün vermez tutumu, Curzon'u çılgına çevirmişti.

Mustafa Kemal kapitülasyon konusunun tartışılmasını bile ulusal onurumuza yönelik bir hakaret saymakta ve "Bundan sonra kazanacağımız zaferler ekonomi, bilim ve eğitim zaferleri olacaktır... Artık eski felaketli günler geri gelmeyecektir... Bütün amacımız dışa karşı bağımsızlığı, içeride ulusal egemenliği korumaktan ibarettir... Kapitülasyonlar bir devleti mutlaka bitirir. Osmanlı ve Hindistan Türk-İslam imparatorlukları bunun kanıtıdır... Bugün düşündüğüm şey, maddi olarak kanla kaldırılan kapitülasyonların, bir daha dirilmemek üzere yokluğa gömülmesini sağlamaktır... Osmanlı ülkesi, yabancıların sömürgesinden başka bir şey değildi. Tanzimat döneminde yabancı sermaye üstün haklara sahipti. Devlet ve hükümet, yabancı sermayenin jandarmalığından başka bir şey yapmamıştı. Her yeni millet gibi Türkiye bunu uygun bulamaz. Burasını esirler ülkesi yaptırmayız... Adli kapitülasyonlar çok güçlü ve ateşten bir zincir halinde boynumuzdadır. Düşmanlarımız bunların mutlaka devam etmesini istiyorlar. Bunları kuşkusuz boynumuzdan atacağız..." anlayışındaydı. Mustafa Kemal'in ve Türkiye'nin o günkü mücadelesi, yalnız Türkiye'ye ait olmayıp bütün ezilen ulusların ve bütün Doğu'nun da dramı ve sorunuydu. Mustafa Kemal'in başarısı, özellikle Hindistan'da yoğun olarak tartışıldı.

Hindistan genel valiliği de yapan Gandi 'nin kayınpederinin sözleri, Lozan'daki Türk başarısının ezilen uluslara yaptığı etkiyi gösteren en güzel açıklamalardan biridir: "Biz, Atatürk büyük devletlere baş eğdirinceye kadar, bir Doğu ulusunun tutsaklıktan bütünüyle kurtulabileceğine inanmıyorduk. Bizim amacımız, özerklikle sınırlıydı. Ne zaman ki Atatürk Kurtuluş Savaşı'nı başardı, Lozan'da büyük devletlere boyun eğdirdi, amacımızı bağımsızlığa çevirdik." Lozan Antlaşması, Norbert von Bischoff 'un belirttiği gibi "Türk silahlarının kazandığı zaferi, uluslararası hukukun kütüğüne geçirmesidir" . Türkiye artık Osmanlı İmparatorluğu değildi ve elde edilen başarı Mustafa Kemal'in dinamizmiyle, yurt ve tarih bilinciyle Türk halkının yurt savunmasındaki kahramanlığı, özverisi, inancı ve başa çıkılamaz iradesiyle kazanılmış bir mucizenin adıdır.

Bizlere ve özellikle genç nesillere düşen, bu bilinçle sorumluluklarımızın ne kadar ağır ama gerçek olduğunu, Lozan'ı kazandıranlara vicdan ve gönül borcumuzun bulunduğunu asla unutmamaktır.


_________________
Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..


"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."

Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderE-posta gönderYazarın web sitesini ziyaret et Başa dön
Önceki mesajları göster:    
Önceki başlık Önceki başlık
Yeni başlık gönderBaşlığa cevap gönder

Geçiş Yap:   

Bu forumda yeni başlıklar açabilirsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

phpBB SEO URLs V2



ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş

Net Ajans

Web Tasarım

Harita Mühendisliği

ehayat