| Yazar |
Mesaj |
Haberci (-gizli-)
Kıdemli Üye (**)
Kayıt: 22 Feb 2007
Mesajlar: 507
Konum: Turkiye
|
Tarih: Fri Jan 25, 2008 6:08 pm
Mesaj konusu : ÇORUM'dan haberler...
|
 |
|
15 YIL SONRA YİNE KARLI BİR GÜN
Friday, 25 January 2008
Bombalı saldırıda hayatını kaybeden gazeteci-yazar Uğur Mumcu'yu ölümünün 15. yılında Çorum’da Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından gerçekleştirilen etkinlikle anıldı. Anma etkinlikleri çerçevesinde dün ADD Çorum Şubesi yöneticileri Atatürk Anıtı’na çelenk sundu. Turgut Özal İşmerkezi konferans salonunda düzenlenen program ise Atatürk ve devrim şehitlerinin manevi huzurunda saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından ADD Şube Başkanı Av. Yılmaz Köse’nin açış konuşması ile başladı. Eti Lisesi Tarih Öğretmeni, ADD Çorum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Haydar Sabancılar yönetimindeki Gençlik Kulübü üyeleri de Uğur Mumcu’nun yaşamından kesitler sundular. Tuğba Gürgen ise, Volkan Üzüm’ün bağlaması eşliğinde ağırlıklı olarak Zülfü Livaneli’nin eserlerinden oluşan türküler seslendirdi ve etkinliğe ayrı bir renk kattı.
“AYDINLANMA SÜRECİNİN ÖNCÜLERİ UNUTULMAYACAK”
Atatürkçü Düşünce Derneği Çorum Şube Başkanı Av. Yılmaz Köse, karanlık güçlerce katledilen Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu ve Uğur Mumcu gibi aydınların Türkiye’deki aydınlanma sürecinin öncüleri olduğunu söyledi. Gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun 15. ölüm yıldönümü nedeniyle Turgut Özal İşmerkezi konferans salonunda düzenlenen anma programında konuşan Av. Yılmaz Köse, Uğur Mumcu’nun efsaneleşen kimliği ve kişiliğinin hiç unutulmadığını ve unutulmayacağını söyledi. Şube Başkanı Köse, konuşmasında şunları söyledi: “Devrim şehitlerimiz, bu ulusu ve bu vatanı yok etmek isteyen emperyalizme karşı savaş veren yürekli aydınlarımızdı. Onlar, açıkça Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet ve kazanımlarını emanet ettiği gençliğin en yiğitlerindendi. Onlar, yılgınlığın, çıkarcılığın, dönekliğin geçerli olduğu günümüzde, aydın olmanın onurunu vazgeçilmez, bir kimlik kartı gibi yüreklerinde taşıyanlardı. Uğur Mumcu, tüm yaşamı boyunca kimseye boyun eğmedi, hep onurlu, dik bir duruş sergilediğini ve her türlü bölücülüğe, teröre karşı durdu. Onu sadece adıyla anıp yaşatmanın yanında bıraktığı eserlerle de yaşatmalıyız. Uğur Mumcu kendi yaşamında, hayata geçirdiği kendi eser ve araştırmalarıyla yüzlerce arı kovanına çomak sokarak halkının haklarını korumak ve kollamak istedi. Karanlık kanlı eller de onun için Mumcu’yu yok ettiler. Uğur Mumcu her şeyden önce bir demokratik sosyalistti. O, herkes için ve her yerde demokrasiyi savundu. Soyguna, sömürüye, talana karşı çıktı. Uğur Mumcu şiddete karşı idi hep demokratik çözümleri savundu, barıştan yana oldu. Bu etkinliğe katılan bizler ağlaşmak için değil, ulusça yaşanan hüznü paylaşmak için bir araya geldik. Coşkular paylaşıldıkça artar, hüzünler ise paylaşıldıkça azalır.”
“YİĞİDİM ASLANIM BURADA YATIYOR”
Mumcu’yu anma programında Volkan Üzüm’ün bağlaması eşliğinde sahne alan Tuğba Gürgen’in seslendirdiği ilk parça, sözleri Bedri Rahmi Eyüboğlu, müziği ise Zülfü Livaneli’ye ait “Yiğidim aslanım” oldu.
.
[/img] |
|
|
|
|
|
 |
Haberci (-gizli-)
Kıdemli Üye (**)
Kayıt: 22 Feb 2007
Mesajlar: 507
Konum: Turkiye
|
Tarih: Fri Jan 25, 2008 6:15 pm
Mesaj konusu : Çorum'da yeni antik kent bulundu
|
 |
|
Çorum'da yeni antik kent bulundu
Yazı Boyutu : Çorum'un Mecitözü İlçesi Beyözü Köyü'nde yapılan yüzey araştırmaları sonucunda Bizans Dönemi'ne ait bir antik kent kalıntıları bulundu.
Amerikalı Bilim Adamı Prof. John Haldon'un başkanlığındaki ekibin araştırmaları sonucu eski kaynaklarda ‘Avkat’ ismiyle yer alan antik kentin Beyözü Köyü sınırları içerisinde bulunduğu tespit edildi. Ankara Etnografya Müzesi Uzmanı Mehmet Demir, “Kazı çalışmaları bu yıl içerisinde başlayacak” dedi.
Bizans dönemi tarih uzmanı Prof. John Haldon'ın başkanlık ettiği ve Amerikan, İngiliz, İtalyan ve İsviçreli bilim adamlarının yer aldığı 32 kişilik heyet, geçen yılın Ağustos ayında Beyözü Köyü Kaletepe Mevkii'nde inceleme yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcilerinin denetimindeki çalışmalarda Avkat Antik Kenti'nin konumu ve kalıntıları belirlenerek kayıt altına alındı.
Prof.John Haldon ve ekibi tarafından 1 yıldan bu yana sürdürülen araştırmaların sonuçları ile ilgili olarak Ankara Etnografya Müzesi uzmanı Mehmet Demir açıklama yaptı. Demir, 3 hafta süren çalışmaların sonunda antik kentin yerinin kesinlik kazandığını söyledi.
Yüzey araştırmaları ile ilgili raporların hazırlanarak Kültür ve Turizm Bakanlığı'na sunulduğunu belirten Demir, Bizans Dönemi'ne ait kale ve taşra yerleşim yeri kalıntılarının bulunduğu ‘Avkat Antik Kenti' ile ilgili araştırma sonuçlarının önümüzdeki Mayıs ayında yapılacak sempozyumda ortaya konacağını bildirirken, “Bizans yerleşim yeri ile ilgili araştırmalar önümüzdeki yıllarda da devam edecek. Uzmanlardan oluşan inceleme heyetinin raporuna göre ilerleyen dönemde kazı çalışmaları başlayacak” dedi.
Yazı Boyutu : Çorum'un Mecitözü İlçesi Beyözü Köyü'nde yapılan yüzey araştırmaları sonucunda Bizans Dönemi'ne ait bir antik kent kalıntıları bulundu.
Amerikalı Bilim Adamı Prof. John Haldon'un başkanlığındaki ekibin araştırmaları sonucu eski kaynaklarda ‘Avkat’ ismiyle yer alan antik kentin Beyözü Köyü sınırları içerisinde bulunduğu tespit edildi. Ankara Etnografya Müzesi Uzmanı Mehmet Demir, “Kazı çalışmaları bu yıl içerisinde başlayacak” dedi.
Bizans dönemi tarih uzmanı Prof. John Haldon'ın başkanlık ettiği ve Amerikan, İngiliz, İtalyan ve İsviçreli bilim adamlarının yer aldığı 32 kişilik heyet, geçen yılın Ağustos ayında Beyözü Köyü Kaletepe Mevkii'nde inceleme yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcilerinin denetimindeki çalışmalarda Avkat Antik Kenti'nin konumu ve kalıntıları belirlenerek kayıt altına alındı.
Prof.John Haldon ve ekibi tarafından 1 yıldan bu yana sürdürülen araştırmaların sonuçları ile ilgili olarak Ankara Etnografya Müzesi uzmanı Mehmet Demir açıklama yaptı. Demir, 3 hafta süren çalışmaların sonunda antik kentin yerinin kesinlik kazandığını söyledi.
Yüzey araştırmaları ile ilgili raporların hazırlanarak Kültür ve Turizm Bakanlığı'na sunulduğunu belirten Demir, Bizans Dönemi'ne ait kale ve taşra yerleşim yeri kalıntılarının bulunduğu ‘Avkat Antik Kenti' ile ilgili araştırma sonuçlarının önümüzdeki Mayıs ayında yapılacak sempozyumda ortaya konacağını bildirirken, “Bizans yerleşim yeri ile ilgili araştırmalar önümüzdeki yıllarda da devam edecek. Uzmanlardan oluşan inceleme heyetinin raporuna göre ilerleyen dönemde kazı çalışmaları başlayacak” dedi. |
|
|
|
|
|
 |
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)

Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
|
Tarih: Mon Mar 31, 2008 7:14 pm
Mesaj konusu :
|
 |
|
Çorum'da deprem !!!
Mustafa DEMİRER/ ÇORUM, (DHA)
ÇORUM'da Richter ölçeğine göre 3.7 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Seydim Beldesi'nde bugün saat 06.09'da 3.4 büyüklüğünde kaydedildiğini açıkladı. Bu depremin ardından saat 06.37'de 3.7, 07.00'de 3.2 ve 08.27'de 3.2 büyüklüğünde depremler oldu. Herhangi can ve mal kaybına yol açmayan depremleri Çorum'da hisseden bazı bazı kişiler sokaklara fırlarken, bazıları evlerinden dışarı çıkmadı. Çorum'da geçen cumartesi günü de yine merkez üssü Seydim Beldesi olan 4.5 büyüklüğünde deprem meydana gelmişti. |
|
_________________ Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..
"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."
Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş |
|
|
|
 |
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)

Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
|
Tarih: Tue Jun 03, 2008 4:47 pm
Mesaj konusu :
|
 |
|
Kene değil, tedbirsizlik öldürüyor
ÇORUM ... Kene ısırması sonucu bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşli (KKKA) hastalığı nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Hükümet ise seyrediyor.
Sağlık kuruluşlarına yeterli donanım tahsis etmek yerine sağlığı paralı hale getirerek yeni ölümlere davetiye çıkarıyor. Kene değil, tedbirsizlik öldürüyor. Uzmanlar, Genel Sağlık Sigortası yasasıyla hastaneleri ticarethaneye dönüştüren, sermayeye peşkeş çeken AKP Hükümeti'ni uyarıyor.
Kene 1 can daha aldı
Bu arada Tokat Zile ilçesi Evrenköy kasabasında kenenin ısırdığı bir kişi Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı nedeniyle yaşamını yitirdi. 70 yaşındaki Mahmut Büyüközkara’yı yaklaşık bir hafta önce tarlada çalışırken kene ısırdı. Keneyi kendisi çıkaran Büyüközkara, rahatsızlanınca önce Zile Devlet Hastanesi’ne buradan da Tokat Devlet Hastanesi’ne sevkedildi. Durumu ağırlaşan hasta, kaldırıldığı Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Büyüközkara’nın eşinin de kene ısırması nedeniyle tedavi gördüğü öğrenildi. Aynı kasabada bir kişi daha kene ısırması sonucu ölmüştü. Bu yıl keneden ölenlerin sayısı 14’e yükseldi.
Diyarbakır'da 4 kişi tedavi altında
Diyarbakır'da ise Kırım Kongo Kanamalı Ateş hastalığı şüphesiyle 4 kişi Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Hastalardan birinde kene ısırmasının tespit edildiği ve sağlık durumunun ciddi olduğu bildirilirken, diğer hastaların kontrolleri sürüyor. Hastane yetkilileri, hastaların kimlikleri ve nerede kene ısırmasına maruz kaldıkları konusunda bilgi vermedi
Toplum sağlığı tehdit altında
Toplum sağlığı, kolera, şarbon, kuş gribi ve en son olarak KKKA gibi salgın hastalıklarla tehdit altında. Havaların ısınmasıyla birlikte tekrar ortaya çıkan virüslü keneler, hayvan göçüyle yada insan hareketiyle yer değiştirebiliyor.
Türkiye'de, 2002 yılından bugüne 100 kişi yaşamını yitirdi. Kene vakaları en çok Çorum, Tokat, Sivas, Yozgat, Erzurum, Amasya ve Gümüşhane'de görülüyor. Tokat'ta son beş ayda bine yakın kişi hastanelere başvurdu, 10 kişide virüs saptandı. Sadece İstanbul'da, 25 Mayıs günü hastanelere 500'ün üzerinde kene ısırması başvurusu yapıldı. Yetkililer ise, göstermelik ilaçlamaların ve “kenelerden uzak durun paçalarınızı çoraplarınızın içine sokun”, “sprey kullanın” şeklinde nasihatlerinin ötesine geçmiyor.
SES Çorum Şube Başkanı: Halkın canı ile oynanıyor
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Çorum Şube Başkanı Hakkı Çakır, kentte yaşanan kene dehşetini gazetemize değerlendirdi. Halkın parklara, evlerinin önündeki bahçelere çıkmaya dahi korktuğunu söyleyen Çakır, parasız, nitelikli, ulaşılabilir sağlık hakkının, neoliberal yıkım yasaları ile yok edilmesinin bedelini halkın canı ile ödediğini kaydetti.
Çakır, Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü'nün aldığı önlemlerin ise yetersiz olduğunu belirtti. Kene vakalarının en çok yaşandığı illerden biri olan Çorum'da, sağlık hizmetinin ulaşılabilir olmaktan uzak olduğunu, kentte araştırma hastanesi ya da kurulu laboratuvar bulunmadığını vurgulayan Çakır, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakalarında da ulaşılabilir sağlık hizmeti olsaydı, vakaların büyük kısmının en uç birimde önlenebileceğine dikkat çekti.
Çakır, “Sağlık alanına 'para kazandıran kuruluş' gözüyle bakmaya devam ettikçe ve sağlığın bir hak değil parayla alınıp satılabilen bir meta olduğunu söylemeye devam ettikçe, ülkenin dört bir yanında bu tür epidemik vakalarla daha sık sık karşılaşacağımızı söyleyebilirim” dedi. |
|
_________________ Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..
"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."
Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş |
|
|
|
 |
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)

Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
|
Tarih: Thu Jun 05, 2008 9:07 am
Mesaj konusu : Cenazeyi almak için senet imzaladılar
|
 |
|
Cenazeyi almak için senet imzaladılar
Çorum merkeze bağlı Turgut Köyü'nde bekçilik yapan Seyit Yalçınkaya Kene ısırması sonucu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına yakalandı.
Çorum Devlet Hastanesi'nden Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Hastanesi'ne sevk edilen Seyit Yalçınkaya, hastanede 3 gün tedavi gördükten sonra hayatını kaybetti. Oğlu Aliekber Yalçınkaya ile kardeşi Rıza Yalçınkaya, Seyit Yalçınkaya'nın cenazesini köye getirmek istediklerinde, hastane 7 bin 400 YTL'lik masraf istedi. Parayı ödeyemeceğini söyleyen Aliekber Yalçınkaya babasının cenazesini açık senet imzaladıktan sonra aldı. Seyit Yalçınkaya'nın kardeşi Rıza Yalçınkaya ise senedi ödeyecek güçlerinin olmadağını söyledi. |
|
_________________ Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..
"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."
Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş |
|
|
|
 |
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)

Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
|
Tarih: Fri Jun 19, 2009 12:16 am
Mesaj konusu :
|
 |
|
Çorum Valisi kot pantolon ve top sakallı mühendisi kovdu
Kemal KARADAĞ/ÇORUM,(DHA)
'Siz de devlet memuru musunuz?'
ÇORUM'da 2009 yılı 2'nci İl Koordinasyon Kurulu toplantısına kot pantollu ve top sakallı olarak katılan Sivas Maden Tetkik ve Arama (MTA) Orta Anadolu 1'nci Bölge Müdürlüğü'nde görevli Jeoloji Mühendisi Veysel Uykan damgasını vurdu. Toplantıya başkanlık eden Vali Mustafa Toprak, "Siz devlet memuru musunuz? Burada bu kurul üyelerinin karşısına bu şekilde çıkmanızı hiç kimse tasvip edemez. Buyrun" diyerek salondan çıkmasını istedi. Uykan da salondan çıktı.
Turgut Özal İş Merkezi'nde bugün İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı yapıldı. Çorum'daki çalışmalar hakkında sorumlu müdür ve temsilcileri yapılmış ve yapılmakta olan hizmetler konusunda bilgiler verdi. Toplantıya MTA Orta Anadolu 1'nci Bölge Müdürlüğü adına katılan Jeoloji Mühendisi Veysel Uykan, Vali Mustafa Toprak'ın tepkisini çekti. Çorum'da yapılan maden alanlarındaki çalışmalar hakkında bilgi vermek üzere kürsüye davet edilen Uykan'ın top sakallı ve kot pantolonlu olması üzerine Vali Toprak tepki gösterdi. İlk önce kendisini tanıtan Mühendis Uykan'a Vali Toprak, "Siz devlet memuru musunuz?" diye sordu. Uykan'da "Evet efendim. Devlet memuruyum ve açık arazilerde incelemeler yapıyorum" demesi üzerine Vali Mustafa Toprak, "Burada bu kurul üyelerinin karşısına bu şekilde çıkmanızı hiç kimse tasvip edemez. Kınıyorum. Buyrun" diyerek mühendisin kürsüden inmesini işaret etti. Kürsüden inen mühendise Vali Toprak, tekrar, "Kot pantollu, sakallı bir şekilde bu heyetin karşısına çıkamazsınız kardeşim. Bu Türk milleti adına ayıptır" diye konuştu. Önce yerine geçen Mühendis Uykan, daha sonra kapıyı çarparak salonu terk etti. Toplantı kaldığı yerden devam etti.
http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1108120&Date=18.06.2009&b=Corum Valisi kot pantolon ve top sakalli muhendisi kovdu&KategoriID=15&ver=35 |
|
_________________ Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..
"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."
Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş |
|
|
|
 |
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)

Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
|
Tarih: Fri Jun 19, 2009 12:39 am
Mesaj konusu :
|
 |
|
Güzel memleketim Çorumumuzun değerli valisi pek duyarlı pekte hassas(mış).
Mühendist falan demiyor koyuyor otoriteyi ve çocuk azarlıyor gibi kürsüden bas bas bağırıyor .(Artık terfiyi kesin hakatti milletvekili falan olmalı,hatta onur madalyası takılmalı ,yılın valisi seçilmeli)
Ne demek efendim top sakal bırakmak ,kot pantolon giymek bir de kravat taskmış ki ...
"Bu Türk milleti adına çok ayıptır"
Oysa ,çember sakal badem bıyık ne kadar uygun olurdu. (cüppe ,fes ,şalvar falan diyeceğim ama fazla da abartmayalım)
Lütfen Türk örf ve adetlerine uyunuz dimi ya .
Düşündüm bu durumda vali haklı kınamak hiç olmaz .
Mühendisti kınamaya gönlümüz elvermez.
Ahh ahh demekki "Duvarda asılı diplomalar adamı adam yapmaya yetmiyormuş!
Ankara , Ankara ...
duy sesimizi ne olucak bu memleketin hali diyesim geldi ... |
|
_________________ Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..
"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."
Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş |
|
|
|
 |
mahirkızıldere (-gizli-)
Kıdemli Üye (**)

Kayıt: 12 Apr 2009
Mesajlar: 816
|
Tarih: Fri Jun 19, 2009 8:33 am
Mesaj konusu :
|
 |
|
|
|
 |
1919 (Büyük Önder)
Üst Düzey Üye (*****)

Kayıt: 01 Mar 2006
Mesajlar: 14993
Konum: Turkiye
|
Tarih: Mon Jun 22, 2009 8:51 pm
Mesaj konusu :
|
 |
|
Ben mühendis beyin hal ve hareketlerinde bir kabalık görmedim. Kıyafetinin usül dışı olduğu doğru fakat valinin tavrı da bir o kadar yanlıştı.
Türbanlı bir memuru azarla, kızağa alınmayı göze al, görelim seni Sayın Çorum Valisi.
Çorum Valisi'nin tavrını kınıyorum, kaba buluyorum. |
|
_________________ Özgürlük benim karakterimdir!
Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş |
|
|
|
 |
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)

Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
|
Tarih: Tue Jun 23, 2009 10:42 pm
Mesaj konusu :
|
 |
|
TEK SORUN VALİ MUSTAFA TOPRAK MI?
Çorum hep “ilginç” konularla gündeme geliyor.
Hattuşa’da açık hava klasik müzik konseri de yapsanız, dünyada örneği parmakla sayılacak kadar az olan, Türkiye’de ise ilk kez gerçekleşen “oda müziği” yarışması da yapsanız, Türkiye’nin en aydın kesimini yılda bir kez de olsa “festival” adı altında bu kentte de toplasanız, yine de Çorum şu veya bu şekilde kendini farklı boyutta gazetelerde göstermeyi başarıyor.
Akraba evliliğinin en fazla olduğu orta Anadolu kentlerinden biri Çorum. Bu yüzden de en çok “kör ve az gören” vatandaşın yaşadığı kentlerin de başında geliyor.
Son günlerde yine, bu kez de “Vali Bey”i ile gündemde.
Hürriyet gazetesinden Mehmet Y.Yılmaz, “Vali Bey”in fırçaladığı mühendisi köşesine taşımış ve saptamasını yapmış: “Mühendis belli ki hesabını iyi yapmamış: Top sakal yerine ‘çember sakal’ ya da ‘badem bıyık’ bıraksaydı ya da kadın olup kafasına ‘türban’ taksaydı, o toplantüıda baş tacı olurdu!”
Ama yani, bu “Vali Bey” Çorum’da iki aylık vali değil ki...
Aynı valinin, Çorum’da gerçekleştirilecek her türlü “kültür ve sanat faaliyeti” için, “Ben mehter marşından başka müzik dinlemem,” yaklaşımını bilmiyorlar mıydı sanki?
23 Mart 2007’de, maliye müfettişiyken birdenbire vali olan ve ilk görevine de Çorum’da başlayan Mustafa Toprak, geçen iki yılı aşkın süre içinde Çorum’un “tanıtımı” için hiç de farklı bir şey yapmadı. Çorum, daha önce alışılmış “olayları” ile basında yer alırken, son olarak bu kervana kendi de katıldı.
Oysa kendinden önceki vali, daha önceki Amasya valisi olan, ondan da önce İstanbul’da protokol vali yardımcısı olan Hüseyin Poroy, kent için daha özverili davranmıştı.
Hüseyin Poroy’dan önce ise Atıl Üzelgün valiydi. Üzelgün, daha önce Çorum’un ilçelerinden Ortaköy kaymakamlığı da yaptığından, Çorum’u iyi bilen bir vali olarak çok büyük atılımlar yaptı.
Refah Partisi daha sonra AKP ile yolları ayrıldıktan sonra Saadet Partisi’nde kalan Çorum’un o sıralardaki Belediye Başkanı Arif Ersoy ise, değme “entellektüellerden” daha fazla kültür ve sanata katkıda bulunacak, hatta Müşerref Hekimoğlu’nun Pazar köşesinde “övgüyle” anılacaktı. Hemen ardından da Vali Üzelgün de Doğan Hızlan’ın köşesinde...
Çorum o sıralarda bu iki aydınlık insan sayesinde Türkiye’nin kalbur üstü bir çok sanatçısını ağırladı ve adını Avrupa’da da duyurmaya başladı.
Öyle ki, Orpheon Akapel Grubu, Kanada’ya hareketinden önce günübirlik uğradığı Çorum’da konserini verdikten sonra, Kanada’da aldığı birinciliklerle sesini tüm dünyaya duyurdu. Ama Çorum hep “ilk göz ağrısı” olarak kaldı.
Çorum’un en büyük ilçesi olan ve Ankara/Çorum yolu üzerinde bulunan Sungurlu’yu Çorum’a doğru 7 kilometre geçince, sağda Mavi Ocak tesisleri bulunur.
Mustafa Mavi’nin sahip olduğu bu olağanüstü şirin tesislere dışarıdan baktığınızda, yol üzerindeki herhangi bir dinlenme tesisi sanabilirsiniz. Ancak, tesise girdiğinizde, arkada muhteşem bir bahçe, yüzme havuzu ve bungalov evlerle bambaşka bir mekanla karşılaşırsınız.
Mavi Ocak’ın tanınmaya veya “yerli müşteri” çekmeye pek ihtiyacı yok sayılır, çünkü Hattuşa’yı bizden daha çok merak eden yabancılara hizmet verdiğinden, zaten boş yer bulmak mümkün olmuyor.
Mavi Ocak’a yolunuz düşerse eğer, buraya uğrayan bir çok siyasi ve sanat dünyasının ünlülerinin ziyareti sırasında çekilmiş resimlerinin yanı sıra, Oda Müziği Yarışması’nın jürisinin resmini de görürsünüz.
Ortada Mustafa Mavi, yanına dizilenler ise Gürer Aykal, Ayşegül Sarıca, Erden Bilgen, Michael Margan, Suna Kan ve Ayla Erduran.
Resme girmeyenler arasında ise viyolonsel sanatçısı Doğan Cangal ile eşi viyolonsel sanatçısı Gülören Cangal da var.
Çorum o sıralarda tüm Türkiye’de anılıyor ve çoğu il tarafından da örnek gösteriliyordu. Nitekim, bir çok il de aynı yolu takip ederek kültür ve sanat alanında önemli festivaller gerçekleştirmeye başladı.
Sonra valiler değişti.
Top sakalla “sunumunu” yapmak isteyenler bu yüzden fırça yedi.
Olayın yalnızca Çorum’un sanayisinin kalkınması ile biteceğini düşünen bürokrat kafalar, “kültür ve sanat da neymiş”i benimsediler.
Çorum, zaten kuşatılmış tutucu çevresi tarafından da eski günlerine doğru hızla çekildi.
Atıl Üzelgün Balıkesir’e atandı.
Arif Ersoy, başkanlığı süresi dolmadan bıraktı.
Muhteşem bir müze yapıldı Çorum’a, ama hiç ses getirmedi.
Herkes kabuğuna çekildi. Çorum’un aydınlık insanları Çorum’u terketmenin hesabına girdiler. Azınlıkta olduklarını hep bildikleri halde, yenildiklerini hiç kabul etmediler.
Sinema salonları yapıldı. Düğün salonu haline getirilen bir çok salon, briç oynayanlara açıldı bir süreliğine.
Sonra yine kapandı ve öğretmen evinin teras katında briç partileri devam etti durdu, eskisi gibi.
Mustafa Toprak da işte bu ortamda yeşerdi, serpildi ve ilk valiliğinin potlarını sıralamaya başladı: Tüm ilin sahibi olduğunu düşünerek ve kendisini o ilin “padişahı” olarak görerek, sisteme ayak uydurdu.
Ne diyelim, umarım Çorum bu şokları çabuk atlatır.
A.Mümtaz İdil
odatv.com |
|
_________________ Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..
"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."
Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş |
|
|
|
 |
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)

Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
|
Tarih: Tue Jun 23, 2009 11:14 pm
Mesaj konusu :
|
 |
|
Çorum daözellikle son yıllarda ne yazı kki
her alanda olduğu gibi sosyal ve kültürel alandada büyük durgunluk yaşamakta.
Nedeni ise malum ! |
|
_________________ Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..
"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."
Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş |
|
|
|
 |
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)

Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
|
Tarih: Tue Jun 23, 2009 11:16 pm
Mesaj konusu :
|
 |
|
Leblebinin anavatanı tartışması!
Hep Çorum leblebisi diye biliyoruz ama başka bir il daha işin içine girdi. Onlar leblebinin anavatanın kendileri olduğunu iddia ediyor.
Türkiye'de leblebi üretiminin merkezine ilişkin Kütahya'nın Tavşanlı ilçesi ve Çorumlu üreticiler arasındaki rekabetin, son günlerde ulusal basın yayın organlarıyla internetteki haber sitelerinde bazı haberlere konu edinilmesi, yeni bir tartışma başlattı.
Bazı gazete, televizyon kanalları ve internet haber sitelerinde “leblebinin ana vatanının Tavşanlı olduğu” yönünde yer verilen haberlere, Çorum'dan yetkililer ve üreticilerin tepki göstermesi, bu iki bölgeyi karşı karşıya getirdi.
Tavşanlı'da yurt içi piyasanın yanı sıra ihracata yönelik leblebi üretimi yapan Korkmazlar Leblebi AŞ firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Zeynel Korkmaz, yaptığı açıklamada, bu tür tartışmaların yarar getirmeyeceğini belirterek, leblebiciliğin her şeyden önce Türkiye'nin ürünü olarak görülmesinin daha iyi sonuçlar vereceğini söyledi.
Leblebinin yapımında Tavşanlı'nın, pazarlanmasında Çorum'un başarılı olduğunun kabul edilmesi gerektiğini anlatan Korkmaz, şöyle konuştu:
“Leblebide Tavşanlılılar imalatçılığıyla, Çorumlular pazarlamacılığıyla ön plana çıkmıştır. Biz yıllardır Çorumlularla alışveriş yapıyoruz. Onlara işlenmeye hazır hale getirdiğimiz leblebiyi satıyoruz. Biz Çorum'u, Tavşanlı'dan ayırmayız. Neticede bu, ülkemizin ürünüdür. Onlar pazarlamada çok iyi yol aldılar. Tavşanlı leblebisi TSE'den tescilli bir üründür. Türkiye'nin ilk ve tek Leblebiciler Odası, Tavşanlı'dadır. Odamız, 2003 yılında Paris'te uluslararası kalite ödülünü aldı. O törende leblebiyi dünyayla tanıştırdık.”
Korkmaz, rekabetin kaliteyi artırıcı yönü bulunduğunun yadsınamayacağına işaret ederek, leblebide her türlü rekabetin mutlaka gelişmeyi etkileyeceğini, ancak iş birliğini rekabetle kaynaştırmanın önemli olduğunu kaydetti.
Bu tür polemiklerin zarar getireceğini bildiren Korkmaz, “Birlikte dünyaya açılmak ülkemize, yörelerimize yarar. Bu nedenle daha geniş iş birliği ortamları, uluslararası tanıtım atakları yapmalıyız” dedi.
LEBLEBİ AĞASI İSMAİL KORKMAZ
Tavşanlı'nın Çukurköy Mahallesi'nde düzenlenen festivalde “Leblebi Ağası” unvanını kazanan Korkmazlar Leblebi AŞ Marmara Bölge Satış ve Pazarlama Müdürü İsmail Korkmaz da ilçede leblebiciliği geleceğe taşıyacak katkılar yapmayı hedeflediklerini söyledi.
Ağalığı sembolik olarak taşımayacağını belirten Korkmaz, şunları kaydetti:
“Tanıtım, leblebiciliğin gelişmesinde çok önemli. İlçe merkezi ve Çukurköy Mahallesi'nde sürdürülen leblebiciliğin tanıtımını sağlayan organizasyonlara her zaman destek vereceğiz. Uzun yıllardır Tavşanlı'da leblebi üretimindeki ustalık gelişerek korunmaktadır. Tavşanlılı üreticiler tarafından leblebinin onlarca çeşidi üretiliyor. Sade leblebideki doğallık, kalite, lezzet unsurları da gelişerek dünyaya tanıtılıyor. Daha gelişmiş tesisler ve daha çok üretimle daha fazla ülkeye ulaşmak istiyoruz.”
Çeşitli kaynaklardan yapılan derlemeye göre, Tavşanlı'da leblebicilik yaklaşık 450 yıl öncesine dayanıyor.
Türkiye'de ilk leblebi üretiminin, leblebi ustalarının piri olarak kabul edilen Şeyh Murat Gazi tarafından 1370'li yıllarda İstanbul'da yapıldığına inanılıyor.
Tavşanlılı ustaların, Şeyh Murat Gazi'nin ölümünden 180 yıl sonra İstanbul'da bir Arnavut ustadan leblebi üretimini öğrenerek Tavşanlı'da yaygınlaştırdıkları belirtiliyor. |
|
_________________ Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..
"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."
Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş |
|
|
|
 |
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)

Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
|
Tarih: Thu Jun 25, 2009 9:37 pm
Mesaj konusu :
|
 |
|
Çorumlu yoksul bir işçinin, Mercedes 320-S’e ulaşan yaşam öyküsü!
Bugünkü “kahraman”mız 54 yaşında... Adı; Salim Uslu! Çorum’un Alaca ilçesinde dar gelirli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesinin maddi koşulları elvermediği için, liseyi bitirdikten sonra okuyamadı.
Önce özel sektörde, sonra da kamuya ait çeşitli iş yerlerinde çalıştı.
O dönemde tırmanan sendikal hareketlere ilgi duyuyordu ama kendisini ne Türk-İş’e ne de DİSK’e yakın görüyordu. Çünkü Necmettin Erbakan’ın çizgisinde bir dünya görüşüne sahipti.
Henüz 21 yaşındayken kendisini Erbakan’ın talimatıyla kurulan Hak-İş’te buldu. Hızla yükseldi; 1980-1995 yıllarında hem Öz Gıda-İş Sendikası’nda hem de Hak-iş’te Genel Eğitim Sekreterliği ve Genel Sekreterlik yaptı. İşçiliği bıraktı, profesyonel sendikacı oldu.
Önce Öz Gıda-İş’in, 3 Aralık 1995’te de Hak-İş’in Genel Başkanı oldu.
Dini ön plana alan partilerle iyi ilişkiler içinde olarak, Hak-İş’i kısa sürede ülkenin en büyük üçüncü işçi konfederasyonu haline getirdi. Üye sayısını 400 bin işçiye çıkarmayı başardı.
Bu arada “işçi maaşı”yla ulaşamayacağı bir refah düzeyine erişti.
***
Özellikle DSP-ANAP-MHP Koalisyonu’ndaki sert çıkışlarıyla kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim haline geldi.
AKP’nin kurulmasından ve iktidara gelmesinden sonra ise “muhalefet yapmayı” kesti; hükümete açık destek vermeye başladı.
İşçilerin sorunlarından daha çok; AKP’nin ve tabanının sorunlarıyla, haklarıyla ilgilenmeye başladı.
Başbakan’ın sendikacıları hedef alarak, “Ayakların başları yönettiği yerde kıyamet kopar” sözlerine bile, ağzını açıp yanıt vermedi.
Ama türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin Anayasa değişikliğinin iptal edilmesine hararetle karşı çıktı.
Hele hele AKP’nin kapatılması davası görüşülürken, Anayasa Mahkemesi’ni suçlayıcı sözler söylemekten bile çekinmedi.
***
Duyduk ki; bağlı sendikalardan biri bu “iktidar muhibbi” arkadaşa piyasa değeri 340 bin lira olan Mercedes 320-S model bir makam arabası hediye etmiş.
O da gazetecilere, “Güvenli arabaya binmek benim de hakkım. Bu kimi niye ilgilendiriyor hiç anlamıyorum” diye yanıt vermiş...
***
Hakkın tabii ki Salim Bey...
Sana o arabayı “hediye” eden sendikanın üyeleri, aldıkları maaşın bir bölümünü zaten sırf sen iyi koşullarda yaşayasın diye veriyorlar...
Sen iyi yaşa ki iktidara daha çok hizmet et!
340 bin liralık araba bile az sana; bir helikopter, bir de uçak gerek... Ne olsa daha güvenliler...
Hatta Boğaz kenarında şık bir yalı ve limitsiz, bol sayıda kredi kartı... Yanlış anlama; tamamen güvenlik açısından!
35 yıl önce Çorum’dan böyle “yüksek güvenlikli bir hayat”ı bırakarak geldin ya... Aynı şekilde yaşamak senin en doğal hakkın!
Yüz binlerce işçi işsiz kalıyormuş, sendikal haklar yerlerde sürünüyormuş, çalışanlar sefalet içinde yaşıyormuş, hükümet; sendikalar ve toplu sözleşme yasalarının değiştirilmesini isteyen Avrupa Birliği’ni bile umursamıyormuş... Önemli mi?
Eleştirilere kulak asma, kendi güvenliğine bak sen...
Yat al, yat!
Mustafa Mutlu |
|
_________________ Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..
"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."
Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş |
|
|
|
 |
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)

Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
|
Tarih: Thu Jun 25, 2009 9:40 pm
Mesaj konusu :
|
 |
|
Bir Çorumlu olaraktan olayı izah edelim,
Biz de bir şeyler söyleyelim diyeceğim ama sanırım susmak en hayırlısı olacak :) |
|
_________________ Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..
"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."
Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş |
|
|
|
 |
AySA (Arşiv Üyelik) (Arşiv Üyelik)
Üst Düzey Üye (*****)

Kayıt: 30 Mar 2006
Mesajlar: 14437
Konum: İstanbul
|
Tarih: Fri Jun 26, 2009 11:22 am
Mesaj konusu :
|
 |
|
Mercedes 320-S’in parası hangi garip işçilerin cebinden çıktı?
Dün size Çorumlu dar gelirli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldikten sonra, dini siyasete alet eden partilere yakınlığı sayesinde yıllardır Hak-İş Başkanlığı yapan Salim Uslu’nun hayat hikâyesini anlatmıştım.
Bu öyküyü yazmak elbette durup dururken gelmemişti aklıma... Hak-İş’e bağlı sendikaların üyelerinin ortalama maaşı 800 TL iken, bu sendikalardan biri Salim Uslu’ya, piyasa değeri 340 bin lira olan Mercedes 320-S model bir makam arabası hediye etmişti!
O da bunu, “Güvenli arabaya binmek benim de hakkım. Bu kimi niye ilgilendiriyor hiç anlamıyorum” diye savunmuştu.
***
Şimdi sıra geldi; “Değirmenin suyu nereden geliyor” sorusunun yanıtını aramaya...
Aşağıdaki soruları okuyun ve o arabanın kimlerin parasıyla, nasıl ve neden alındığına kendiniz karar verin:
***
1) Salim Bey... Güvenli bir araca binmenin hakkınız olduğunu, çünkü halen kullandığınız arabanın 1993 model bir Mercedes olup, eskidiğini söylüyorsunuz. Tamam, makam arabası olarak size tahsis edilen araçlardan biri bu 1993 model Mercedes de... Acaba bir de 2007 model Volvo S-80 aracınız yok mu? Bu araç özel imalat değil mi? Onun zırhları güvenliğinizi sağlamanıza yetmiyor mu? Neden bu arabadan hiç söz etmiyorsunuz?
2) Bu 340 bin TL’lik arabayı size bir sendikanızın hediye ettiğini söylüyorsunuz... Bu sendika, ilk toplu sözleşmesini henüz bu mart ayında imzalayan Öz Orman-İş Sendikası olabilir mi?
3) Eğer ikinci soruya verdiğiniz yanıt “Evet”se; henüz çiçeği burnunda bir sendika olan Öz Orman-İş bu parayı nereden buldu?
4) Üçüncü sorunun yanıtını verebilmeniz için size yardım edeyim:
Konfederasyonunuz, orman işçilerini üye kaydedebilmek için bu sendikadan önce Tarım Orman-İş adlı bir başka sendika kurdu mu?
5) İktidar, özellikle de dönemin Orman Bakanı, geçiciler başta olmak üzere tüm gayretkeş orman işçilerinin Türk-İş’e bağlı Türkiye Orman-İş Sendikası’ndan ayrılarak, sizin sendikanıza geçmesi için işçilere “telkin ve tavsiyeler” de bulundu mu? Bu yüzden işçilerin çoğu bu sendikaya geçmek zorunda kaldı mı?
6) Ama bu sendikanın kurucularının, gereken vasıflara sahip olmadıkları Ankara Valiliği’nin açtığı dava sonucunda mahkemede karara bağlandı mı?
7) Bu sendikanın kapatılması ihtimalini anladığınız anda, yerine size Mercedes 320-S hediye ettiği söylenen Öz Orman-İş Sendikası’nı apar topar kurdunuz mu?
8) İlk sendikayı, bu ikincisiyle birleştirip, ilk olarak bu yılın başında “toplu sözleşme yetkisi” aldınız mı?
9) Tüm toplu sözleşme görüşmelerinde binbir zorluk çıkaran iktidarı ikna edip, bu sendikanın ilk sözleşmesini, büyük bir sendikacılık başarısıyla (!) 6 günde imzaladınız mı?
10) Yine iktidarı ikna edip (!) bu sözleşmenin başlangıç tarihini 5 yıl öncesine kadar götürdünüz mü?
11) Bu sayede geçmişe dönük haklardan yararlanmak isteyen ormancı üyelerinizden, yine geçmiş 51 ayın aidatını aldınız mı? Bu 51 aylık aidat, kişi başına ortalama 3 bin TL’yi buluyor mu?
12) Bu parayı 25 bin işçinin maaşlarından kestiğinizi düşünürsek, sendikanızın kasasına giren toplam tutarın yaklaşık 75 milyon TL civarında olduğunu söyleyebilir miyiz?
13) Yani... Bu 340 bin liralık hediyenin nedeni; sizin iktidarla kurduğunuz iyi ilişkiler sayesinde, o sendikanın kasasına giren yüklü miktardaki bu para olabilir mi
Mustafa Mutlu |
|
_________________ Eğer Düşünebilip De Düşüncelerini Amaç Edinebilirsen..
Yeryüzü Ve Üstündekiler Senindir ..
"Ben Atatürkçüyüm, Ben Cumhuriyetçiyim..
Ben Laikim,
Ben Anti-emperyalistim..
Ben özgürlükçüyüm..
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım..
Ben insan hakları savunucusuyum..
Ben terörün karşısındayım..
Ben yobazların, hırsızların,,
vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım..
Öyleyse, vurun, parçalayın..!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."
Net Ajans - Web Tasarım - ehayat ~ Bildiğiniz Alışveriş |
|
|
|
 |
|
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|